Liderlik Yolculuğu - Durumsal Yaklaşım

Durumsal Yaklaşım, şartlara göre değişen liderlik yönelimini ifade eder. Bu yaklaşım, lidere “değişimin” önce kendisinden başlaması gerektiğini bildirir. Nasıl mı?
>  Ne yapılması gerektiğini, gerektiği gibi bilen bir kişi, diğerlerinin itaatini kazanmakta hiç zorluk çekmez.
>  İnsanlar belirli bir durumda, kendilerinden daha üstün nitelikli ve daha bilgili olduğunu sezinledikleri kişilere seve seve itaat ederler.

Dolayısıyla lider, kendi elinde olan veya olmayan sebepler neticesinde ekip üyelerinin profili veya çalışma koşulları değiştiğinde, sürdüregeldiği liderlik tipini değiştirmek zorunda kalacaktır. Örneğin, personel hareketliliği pek olmayan, orta yaşın üzerinde öğretmenlerden oluşan bir okul hayal edelim. Oturmuş bir kadro, durağanlaşmış bir sistem. Öğretmenler de bilişim teknolojilerini derslerinde etkin bir şekilde kullanmakta istekli değiller. TKY kimsenin umurunda olmadığı gibi okuldan şu ana kadar bir AB Comenius veya Leonardo da Vinci proje başvurusu bile yapılmamış. Zorunlu rotasyon neticesinde yeni bir müdürün bu okula atandığını farz edelim. Yeni müdür ne yapmalıdır? Geldiği okuldaki sistemini derhal buraya da kurmaya mı çalışmalıdır? Maalesef hayır değerli liderim. Daha önce de söylediğim (yazdığım)  gibi “ben böyleyim arkadaş, böyle yönetirim, herkes bana uyacak” diyerek kestirip atmıyoruz. Önce takım profilini tanımalıdır. “Nasıl bir ekibe sahibim?” Daha sonra okulu iç ve dış paydaşlarıyla beraber analiz etmelidir. “Nasıl bir ortama sahibim?” Kurumsal durum analizi dediğimiz ve okul stratejik planından hatırlayacağınız GZFT (Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler) analizini okumalı veya bunu yeniden yapmalısınız. Senaryomuza göre durumu anlayan müdürümüze, bu okulda uygulamak üzere “Transformasyonel Liderlik” tipini tavsiye ediyorum. Yani Dönüştürücü liderlik. Takım üyelerinin kurumun amaçları ve vizyonu noktasında “bireysel” olarak motivasyona ihtiyaçları var. Kendilerinde, insani ve mesleki açıdan gelişmeleri gerektiği konusunda farkındalık oluşturacak bir lidere gereksinim duyuyorlar. (Henüz kendileri farkında olmasalar da :) ) Dönüştürücü liderlik, temelde, takım üyelerinin bireysel motivasyon ve mesleki gelişimini sağlayarak kurumsal bir kapasite artışını hedefler. Dönüştürücü liderlik en zor liderlik tiplerinden biridir. Müdürümüzün karizmaya ve sabra ihtiyacı olacak. Şimdiden kolaylıklar diliyorum.
Bir başka senaryo ile konuyu pekiştirelim. Bu seferki okulumuz da çoğunlukla genç ve teknolojiyle barışık öğretmen profiline sahip olsun. Okulun maddi durumu da iyidir ve donatım eksiği neredeyse bulunmamaktadır. Böyle bir okula gelen yeni müdürümüze “Vizyoner Liderlik” tavsiye ediyorum. Bu liderlik tipi, stratejik planlamaya önem verir ve yenilikçi projelerle kurumsal ilerleme sağlamaya çalışır. Ekip üyelerinin motivasyonu halihazırda yüksektir ve liderin görevi yeni bir vizyon çizerek takımını oraya yönlendirmektir. ARGE ve Proje ekipleri oluşturur, sinerjiyi sağlar, projeleri gerçekleştirir ve kurumunu her alanda bir önceki yıla göre daha önde bir konuma getirir. Öğretmen ve öğrenciler yurtdışı hareketlilikleri yapmakta, zaman zaman yabancı misafirler okulda ağırlanmakta ve memnuniyet anketleri olumlu sonuçlar vermektedir.
İşte böyle. Kendini değiştiremeyen başkasını değiştiremez. Dolayısıyla lider, kendini değiştirebilen veya daha doğru bir ifade ile kendisini geliştirebilen (upgrade) ve güncelleyebilen (update) biridir. Son olarak, bir noktaya daha vurgu yaparak konuyu toparlamak istiyorum.
Liderin, o takımdaki her bir elemanın işini, o kişilerden daha üstün düzeyde yapabilecek yeterlikte olması beklenir. Her ayrıntıyı bilmesi gerekmez; ancak
>  bütün bu işlemlerin ne kadar zaman alacağını,
>  zor yanlarının neler olduğunu,
>  nelere ihtiyaç duyulacağını,
>  durumun gerektirdiği donanımı,
>  adamlarının çektiği duygusal gerginliğin boyutlarını

bilmek zorundadır.

Sahip olduğunuz konum sizi asla başkalarını yönetme hakkını vermez. Size yüklenen görev sadece, o insanların sizin emirlerinizi, kendilerini küçük düşmüş hissetmeksizin kabullenmelerini sağlayacak şekilde davranmanızdır. Örneğin hizmetli, verdiğiniz işleri “işte adam müdür olmuş, ben olamadım. Babamızın bizi okutacak parası yoktu. Kaderim de benim bu çöpü temizlemekmiş” gibi içten içe eziklik duyarak değil, “Arkadaş, o adam müdür olarak bu çocukların eğitiminden sorumluysa ve ben de bu okulun temizliğinden ve çocukların sağlığından sorumluyum!” demelidir. Dedirtmelisiniz. Liderlik budur.



Not: İlgililere duyurulur: KPDS sınavına az kaldı -> 20 Kasım 2011

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Liderlik Yolculuğu

Bir Gün Olur Bambaşka

Sosyoloji üzerine..