Kayıtlar

İKİ GÜNEŞLİ DÜNYA

      Uzun yıllar önceydi.        On bin, hatta yüz bin yıllar önce. Metrelerce uzamış ağaçlar, iri yapraklı dev bitkiler vardı yeryüzünde. Bir de o dev bitkileri yiyecek koca cüsseli hayvanlar. Bazısı, şimdiki timsaha ve iguanaya benziyordu. Kimileri uçuyor, kimileri de yüzüyordu. Bütünüyle yeşil olan bu gezegendeki bitki yoğunluğunun sebebi, hiç gece olmamasıydı. Gökyüzünde iki güneş vardı. ("O hem iki do­ğu­nun, hem iki ba­tı­nın Rab­bi­dir." Rahman Suresi, Ayet 17) Bol su ve fotosentez ile beslenen ağaçlar metrelerce gökyüzüne uzanıyordu. Buzullar yoktu. Kutuplarda dahi tropik iklim hakimdi. Güneş sistemi ise bambaşka bir haldeydi. Şu anda bizim "güneş" dediğimiz yıldızın etrafında dünya ile beraber 4 - 5 gezegen, ikizi olan diğerinin etrafında da bir o kadarı dönmekteydi.    Bir gün vakit geldi.    İkiz yıldız sönmeye başladı. Hem ısısını hem de çekim gücünü kaybetti. İşte ne olduysa ondan sonra...

Forever Young

"Forever young, i want to be forever young   Do you really want to live forever, forever forever  Forever young, i want to be forever young  Do you really want to live forever, forever forever  Forever young..." ALPHAVILLE böyle söylüyordu, ben daha onlu yaşlarda iken. İçindeki sonsuzluk arzusunu, kendine özgü üslubuyla haykırıyordu.. Melodisi hala kulaklarımda. (Zaten 80'li yılların müziğinin hayranıyım) Çok sevdiğim bir laf vardır, "Herkes cennete gitmek ister ama hiç kimse ölmek istemez." *** İnsanoğlu niçin bu dünyaya sığmıyor(sığışamıyor daha doğrusu) üzerinde düşünülmesi gereken bir konu bu. Tarih boyunca o devlet bu devleti o tarafa itmiş, bu beri tarafa püskürtmüş, aynı topraklar bir o devletin eline geçmiş, bir bu devletin.. İşte size canlı örnek; onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu. Acaba günün birinde bütün dünya farzedelim ki tek bir dünya devleti olsa, acaba bütün savaşlar, acılar, dertler, tasalar biter mi?  İpucu veriy...

2010

2010, bir gerisayımın başlangıcı gibi geliyor bana.. Artık insanoğlu, dünyada varoluş, ölüm-kalım maçında uzatmaları oynuyor. I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı ile kötü bir sabıkası var. Şimdiler de ise zulüm, yöntem değiştirdi. Kölelik eskiden zincirleydi, şimdi paraya köle olanlar, kadına-erkeğe-şehvete köle olanlar, makama köle olanlar, rütbeye köle olanlar, siyasete köle olanlar.. Bu kadar köle olmaya hazır insan piyasada olunca elbetteki insanları parasıyla köle yapanlar, erkekliği-dişiliği ile köle yapanlar, "seni şu makama getireceğiz" diye köle yapanlar, "sana bu rütbeyi vereceğiz" diye köle yapanlar, "seni şöyle bir başkan yapacağız" diye köle yapanlar da çıkacaktır. Ey insanoğlu! Sen niçin yaşıyorsun? Geleli beri dünyaya ne verdin? Dünyaya karmaşa mı getirdin, düzen mi? Hiç düşündün mü? Sen olmasaydın ne olurdu? *** Hiç düşündün mü, dağda gezen yaban keçilerinin, okyanustaki balinalardan haberi olmadığını? Hiç düşündün mü, deniz yıldı...